4 Mayıs 2008 Pazar

Yağmurlara kalsın cesaret
Tomurcuklansın ışıksız zerrelerde
ve kendini bilmez değerlerde
parçalara ayrılsın.
Çektiğimiz yeter
kahrını bir başkasının
Bulutlarıyla oynasın
hüzünlü çocuklar
Kupkuru toprağın
Zamanı diken
kaftanı giydirmiş.
Cezay ıkesen tek
İnfaz eden.
Düzeni kurmuşlar bir güzel.
Sap sarı dişlerle
ve yılgın gülüşlerle
karlı ovada dikilirler.
Sürüler geçer yol boyu
başlarında utangaç çoban
yanı başlarında
köpürmüş ağızlarıyla, köpekler.
Bu böyle sürer gider.
Yol eskir.
Gün eskir.
Vakti gelir ölür çoban ve sürüsü.
Karlı ovada fark ederler.
Zamanı diken
Zamanı kaybetmiş.
Yüzleri;
mutsuz şehirlerin limanları gibi.
Asık sıraklı reisler
hammallar
denizciler
kadın tüccarları
ve devlet şarlatanları.
Bir oda dolusu
dururlar yalnız.
Bir duvar sızdırmazlığında,
omuz omuza
ve kinayeli gözler
bıyık altı gülüşlerle
kafa kafaya dururlar.
Sevdaları bir
sormam o yüzden.
Davaları aynı satılmışlıkla
ve hiyanet içinde
Rüzgar durgun
ışık durgun
renkler uçusurken katılaşır
ve sevda yalanalrda kalır.
Onların yanına varmam
işte bu yüzden